Vajinismus hakkında bilinmesi gerekenler

Toplumun çoğunluğuna bakıldığında, kadının ancak meşru denilen evlilik birliğiyle başlayan bir cinsel hayatı oluyor. Araştırmalar, ilişki sorunu yaşayan çiftlerde kadınların daha çok evlilik için yaşayan kadınlar olduğunu gösteriyor. Oysa ki vajinismusun ilaçtan cerrahiye, lokal çözümden psikoterapiye kadar cinsel sıkıntıları giderici birçok çözüm yolu var.

Psikolog Nevin Eracar, “Bu konuda çok vakam var tabii ki. En çok rastladığım ; yani vajinanın istem dışı kasılıp, cinsel ilişkiye izin vermez hale gelmesi. Bunun yanında , , orgazm sorunları olabiliyor.” diyor.

da olmuyor ama ilişki anı geldiğinde kadın kaskatı kesiliyor. Bu sorunun nedenlerine bakıldığında, toplumun bu konuya yüklediği anlamın çok etkin olduğu görülüyor.

Nevin Eracar, ’un toplum yapımızla bağlantısını şöyle kuruyor:
“Türk filmlerine bakın. Hepsinde bir genç kızın başına gelebilecek en büyük kötülük evlilik dışı ilişki ve bundan . Sevdiğinden hamile kalıp, ondan ayrılmış ve toplum içinde evlilik dışı ilişki kurmuş, kendisiyle evlilik dışı ilişki kurulmuş kadın olarak kalması. Toplumumuzun ahlak üzerine geliştirdiği konsept bu. Bütün Türk filmlerinde bir şekilde var. Evlilik dışı, hangi yolla ilişki kurmuş olursa olsun, tecavüz bile edilmiş olsa, o kadının artık toplum tarafından tehlikeli bulunduğu, kadınlar tarafından tehlikeli, erkekler tarafından da müsait, kullanılabilir bulunması gibi bir durum var. Yani biz ekonomik düzenimizi bile kadının 2,5 santim çukurluktaki zarına bağlıyoruz.”

’u kültürümüz yaratıyor

Baskıların egemen olduğu bir toplumda kadının cinselliği o kadar çok anlam içeriyor ki. Yasak, toplumun çok küçük yaşlardan itibaren kız çocuğa yüklediği bir korunma duygusu. Eracar, ‘Ailenin tüm bireyleri, ‘aman başına bir şey gelmesin!’ diye bakıyor. Herkesin aklına gelecek tek şey, ona cinsel bir harekette bulunulması ya da kızın cinselliği kendisinin yaşamasıdır. Bu yasaklardan dolayı da çok fazla tecavüz vakası vardır toplumumuzda’ diyor ve devam ediyor: ‘En çok rastlanan da ensest vakasıdır. Köyden bir aile kente güç ediyor. Sonra öbür aile, amca oğlu, dayı oğlu geliyor, aynı eve yerleşiyor. Bütün akrabalar aynı evde toplanıyor, bir odada sekiz kişi yatıyor. Gündüz anne baba çalışmaya gidiyor, evde çeşitli yaştaki çocuklar birlikte kalıyor, birlikte cinsel oyunlar oynuyorlar ve sevişiyorlar. Bu olayları bu insanların büyümüşlerinden duyuyorum.’

Cinsel yasak içsel olarak kalkamayınca

Bunar olduğu için de kızların kendisini koruması çok önemli. Dolayısıyla bu kadar baskı ve kilitlenmeyle cinselliğin güzel bir şey olabilme ihtimali çok zayıf bir olasılık olarak karşımıza çıkıyor. O güne kadar yasak olan bir şey, nikâhla birlikte bir günde, beş dakikada mubah, hatta gerekli ve Allah’ın emri haline geliyor. Kız ise, o güne kadar önce ailenin sonra da kendinin kendine koyduğu yasağı kaldıramıyor kolay kolay ve kendini korunmaya devam ediyor: Ve ortaya çıkıyor.

Nevin Eracar, ‘ vakalarında çok gördüğüm bir durum bu’ diyor. Sonra vakalarında sıkça rastladığı diğer dikkat çekici durumlara değiniyor:

“Özellikle okumuş kadınlarda kocasının tahsil düzeyi kendisininkinden daha düşük ise, ’a yatkınlık gördüm. Bir de evlenirken ailesinin karşı çıktığı bir erkek seçtiyse, orada da bir problem yaşanıyor. Kız kendi ailesinden yeterince kopamadığı için yeni bir aile kurmaya, kadın olmaya, anne olmaya sebep olacak eylemlere karşı bilinç dışı bir mekanizmayla korunuyor olabiliyor. Bu bilinçdışı mekanizma da istemsiz olarak vajina kasının dışarıdan içeriye hiçbir şey sokmaması demektir.”

Kimler cinsel sorun yaşamaya yatkın?

Sebeplerden biri de geçmişte duyulmuş öyküler olabiliyor: Bir yakınları evlendiğinde büyükler konuşuyorlar, kız kulak misafiri oluyor: Gelinin çok fazla kanaması olması, acıyı simgeleyen kanlı çarşafı görmesi… Kapıda bekleyen büyükler, zifaf… Kız bütün bu verileri bir araya topladığında, yaralanacağı kararına varıyor!

Toplumun bu kuralları elbette ki birçok insanda problem yaratmıyor. Uzmanlar, doğal olarak problem yaşayan ve kendilerine başvuran vakalar üzerinden değerlendirmelerini yapıyor. Peki, toplumsal kurallar neden onca kişide cinsel fonksiyon sorunu yaratmazken, diğer bir kesimin yaşamını cehenneme çeviriyor? Psikolog Eracar’ın yaklaşımı şöyle: ‘Burada kişilik olarak yatkınlıktan, aile öyküsünden, cinsellikle ilgili ilk deneyimlerden, ilk yaşantı ve öğrenmelerinden kuşku duymamız lazım. vakalarıyla gelenlerin yaşam öykülerine baktığımızda daha depresif, daha hassas, daha kolay etkilenebilir özelliklere sahip olduklarını görüyoruz. Tedavi sonrasında hayatlarında birçok şeye karşı daha atak, daha çözümleyici bir davranış geliştirdiklerini görüyoruz.’

Tedavi süreleri ne kadar?

Psikolog Nevin Eracar, tedavisinde, 2,5 – 3 ayda sorunun mekanik kısmının, yani vajinal kasların kontrolü, konusunda esneklik sağlanıma konusunun tamamlandığını söylüyor. Buna paralel olarak ilişkinin öyküsünün, kişilik özelliklerinin gözden geçmesi gerekiyor.

Prof. Halim Hattat ise, şu noktanın ısrarla altını çiziyor:
“Cinsellik konusunda sorun yaşayanlar, kadın ya da erkek olsun sorunlarını açıklamalılar. Bu konulardan önce yakınlarına söz edebilirler, sonra da doktora gitmeleri gerekir mutlaka.

Birçoğu bize şunu söyler; ‘Ben alkol aldığımda, erken boşalma şikâyetim kayboluyor’. Belli ki burada psikolojik bir faktör var. Bu defa fazla alkol alıyor o zaman da bu durumdan kondisyon etkileniyor.”

Çalışmalar ve deneyimler gösteriyor ki, her soruna uygun bir tedavi yöntemi mutlaka var. Önemli olan, kişinin tedavisine ciddi olarak eğilmesi ve gecikmemesi. Batıda problemi olan ancak 10 kişiden biri tedavi yolunu seçiyor, ülkemizde ise bu rakam daha da düşük. Türkiye’de ereksiyon bozukluğu yaşayan 6 milyon kişiden ancak 500 bini tedavi oluyor. Bu yüzden bütün dünyada insanların yaklaşımı için elden gelen her şey yapılıyor. Amaç, bu kişileri daha kolay doktora başvurur duruma getirmek.

Bu arada sigortalarımız maalesef cinsellikle ilgili konularda yaklaşım göstermiyor. Tedavi merkezleri bu konuda mücadele veriyor ama henüz alınmış herhangi bir sonuç yok. Ancak organik vakalarda, örneğin sorun bir kaza cerrahisi sonucu ortaya çıkmışsa, sigortalar farklı bir yaklaşıma girebiliyor ama psikojenik kökenli vakalarda ödemek istemiyor. Sigortaların bu giderleri karşılamaması için ‘cinsel’ sözcüğünün geçmesi yeterli oluyor.

İlişki kuramayan çiftler

İstanbul’da belki daha az ama özellikle Anadolu’da şu vakalara sıklıkla rastlanabiliyor. Evliliklerinin üzerinden on yıl geçmiş, arkadaş gibi yaşamış, hiç cinsel ilişki kuramamış çiftler var. Durumun farkındalar, ama açıklayamıyorlar. Aile ‘Çocuk olsun’ diye baskı yapınca, çifti kliniğe getiriyor. Çiftler, aileleri dışarıda iken ‘Aman doktor bey, ailemiz bu durumu duymasın’ diye doktorlara ricada bulunuyorlar. ‘Biz ilişkiye giremiyoruz, onlar bizi çocuk için buraya getirdi. Ne yapalım, tüp bebek mi yapalım, başka bir çözüm mü bulalım’ diye panik içinde rica ediyorlar.

Prof. Halim Hattat, ‘tabii ki biz prensip olarak onları normal yönden cinselliğe yöneltmek istiyoruz, o yardımı yapıyoruz bu çiftlere’ diyor.

Bu çiftlerde performans anksiyetesi, yani cinsel bilgi eksikliğine bağlı sorunlar görülüyor. Bu insanların genellikle organik problemleri bulunmuyor. Ailelerinin kendilerini ayırmasından korktukları için, cinselliği yaşamamayı kabullenip, sorunlarını kendi içlerinde taşıyorlar.

?

Orgazm, cinsel ilişkinin doruğudur. Fiziksel bir boşalma, kendini bırakabilme, yüksek bir gerilimden sonra rahat hissedebilme – bunlara ilişkin pek çok duygu geçer kadının içinden. Bunların gerçekleşmesi için insanın kendini tamamen o ana bırakması, doğasıyla bütün olması gerekiyor.

Nevin Eracar, ‘İnsan, hayvan gibi değil. Doğasıyla yabancılaşmış, bütün yaşantılar onu etkiliyor. İlişki içinde, zihindeki yaşantılar yer alıyor. Yanındaki insanı istiyor olup olmamayı bunlar belirliyor’ diyor.

Eracar, kültürümüz ve küfürlerimizde cinsel eylemlerin bulunmasına dikkat çekiyor: ‘Cinsel eylemi zarar verme, incitme, kötülük yapma ihtiyacıyla eş anlamlı kullanıyoruz. Bir erkek örneğin trafikte sinirlendiği zaman cinsel eylem küfürü edebiliyor rahatlıkla. Cinsellikte kadını aşağılayan bir bakışı var.’

Kültürel koşullanma etkisiyle, erkek kadınıyla birlikteyken bu öfke dolu cinsellik anlayışının etkisinde ise, kadına yaşattıkları keyiften çok acı veriyor. Eylemin küfürlere konu olan kısmı, cinsel ilişkinin kendisi haline geliyor.

Kadın giderek bu acı duyduğu, keyfini çıkaramadığı beraberlikten soğumaya başlıyor. Nevin Eracar ‘Hiçbir kadın doğuştan soğuk değildir’ hatırlatmasında bulunuyor:
“Her kadının dokunulmaya ihtiyacı var, çünkü insan. Esas sevişme, penisle vajinanın buluşmasından önce başlar. Asıl sevişme, ön sevişmedir. Ama cinselliğin kendisi sevişme kabul edilirse, çok mekanikleşiyor.”

Vücudumuza dokunulduğunda ve okşama eylemlerinde endorfin gibi salgılar salgılanıyor. Eşlerin beyninden, partnerini istemeye dair duygular geçmiyorsa, bu salgılar olmuyor.

Viagra kullanımıyla ilgili bilgiler:
- Cinsel ilişkiden 1 saat önce alınmalıdır.
- Etkisi 30 dakikadan itibaren başlar ve etkisini 4 saat içinde gösterir.
- Tüm ağız yoluyla alınan erektil disfonksiyon ilaçlarında olduğu gibi etkinliğini göstermesi için cinsel uyarı gereklidir (dokunmak, öpüşmek gibi)
- Etkisini hızlı gösterebilmesi için ilacın alınmadan önce çok yağlı ve ağır yemeklerin yenmemesinde fayda vardır.
- Etkinliğini ilk denemede göstermeyebilir, bu nedenle etkinlik sağlanıncaya kadar denemekte fayda vardır.
- Bazı kalp hastalarının kullandığı nitrat içeren ilaçlar ile kullanılmaması gerekir. Birlikte kullanımları tehlikelidir.
- Viagra, piyasaya verildiği günden bu yana yaklaşık 100 milyon defa reçetelenerek 20 milyondan fazla erkek hasta tarafından kullanıldı. Dünya çapında kullanım saniyede ortalama 9 tablet olmak üzere, toplam 840 milyon Viagra tabletidir.

Viagra, Türkiye’de de 3,5 yıl önce Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılarak tıbbın hizmetine sunulmuştur. Tüm dünyada 119 ülkede denenen ve yetkili ruhsat otoriteleri tarafından kullanımı onaylanan ilk erektil disfonksiyon tedavi ilacıdır.

Konu hakkındaki görüş, düşünce ve sorularınızı bize iletin.