Ağız içi yaralarının nedenleri

Günlük yaşantımızda çok sık karşılaşılan bir hastalık olan ağız içi yaraları ile birkaç kez mutlaka herkes karşılaşmıştır. Ağız içi yaralarının nedenleri ve ağız içi yaralarına karşı alınabilecek önlemler için yazımızın tamamını okumalısınız.

Ağız içi yaraları, ağız içinde acı veren yaralardır. Yuvarlak ya da oval şekilde, çoğu beyaz renkte oluşumlardır. Bu oluşumların sınırları son derece bariz yani keskindir. Çevresi kırmızı halkalarla çevrilidir. Başlangıçta yanma duygusu vardır. Bir gün sonra yanma duygusu ağrıya dönüşür.

Tarifinden de anlaşılacağı gibi aft, özünde bir ağız içi iltihabıdır. Bu yüzden de tıp edebiyatında AS (Aftöz Stomatit) olarak tanımlanır ve sık tekrarlayanlarına da RAS adı verilir. Sık tekrarlayan aftlar dikkatle izlenmelidir.

Behçet hastalığı

Tekrarlayan ağız ülserleri (RAS), genellikle 30 yaşın altında genç yaşlarda görülür. Bu yaştan sonra görülme sıklığı azalır. 40 yaşın üzerinde gördüğümüz aftlarda ise önce Behçet Hastalığı sonra bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar üzerine yoğunlaşırız.

Tekrarlayan ağız ülserleri (RAS), farklı görünümler ile karşımıza çıkarlar. En sık görüleni “Minör Aft” dediğimiz şeklidir. Minör aft, %80 oranında görülür. Bu, en hafif olan şeklidir. Yanaklarımızın ve dudaklarımızın içinde, dilimizin kenarlarında, ağız tabanında çıkar. Bu yaraların çoğu 1 cm yi geçmez ve iki hafta içinde iyileşirler.

Ergen Aftı

Ergenlik sürecinde ortaya çıkan tekrarlayıcı aftlar, “Majör Aft” olarak bilinir. % 10 oranında görülür. Majör aftların çapları 1 cm den büyüktür. Bu boyutları ile ağız içinde tükürük bezlerini de etkileyebilir.

Başlangıçta ateş, yorgunluk, halsizlik ve yutma güçlüğü gibi yakınmalara yol açabilirler. Minör olanlardan daha şiddetli ve dramatik bir ağrıya neden olurlar. Yaralar daha geniş ve derindir. İyileşmeleri de uzun süre alır. Bu, haftalar hatta aylara ulaşabilir. Bu tür aftlar iyileşse bile iz bırakabilir. Kalan bu iz, hastalığın geçmediği sanrılarına yol açabilir.

Uçuk benzeri aftlar, en az görülenidir. Görülme sıklığı % 5 civarındadır. Bu tür aftları kadınlarda erkeklerden daha fazla görmekteyiz. 1-2 mm çapında uçuk benzeri onlarca döküntü söz konusudur. Bu “uçuklar”, bir araya gelerek büyük bir yara görünümü oluştururlar.

30 ve ileri yaşlarda daha sık rastladığımız bu tür yaralara tıp dilinde “Herpetik Ülser” adı da verilmektedir. Bu yaralar, senede birkaç defa tekrar ederler.

Tekrarlayan ağız yaraları, büyük oranda genetik yani soya çekimseldir. Karı ve koca birlikte bu hastalığı taşıyanların çocuklarında görülme yüzdesi, %90dır. Bu, hiç de azımsanmayacak bir orandır.

Bu hastalığın (RAS) oluşumunda travma, ön sırada sorumlu tutulmaktadır. Çiğnerken sert gıdalar, içerken aşırı sıcak ya da soğuk gıdalar, dişlerin doğrudan teması ve diş fırçası, ağzımızın içinde travmaya yol açan başlıca nedenlerdir. Korunma ve tedavi için de bunlardan sakınmak gerekir.

Yoğun bir yaşam temposu; ileri derecede gerilime yol açarak endişe, depresyon türünden psikolojik sorunlara neden olabilir. Böyle durumlarda ağızda aft yaraları ortaya çıkabilir. Stresten uzaklaşma ve rahatlama, olumlu etki yapar ve aftlar geriler.

Yediğinize dikkat etmelisiniz

Afta neden olan yiyecekler arasında domates, peynir, çilek başta gösterilmektedir. Ayrıca buğday, tahıl, kahve, çikolata, çilek ve fıstık da sayılmaktadır. Konserve katkı maddeleri de pek çok duyarlı kişide ağız yaralarına neden olabilmektedir.

Bazı ilaçlara karşı duyarlılık ta afta neden olabilir. Böyle bir kuşku halinde kullanılan tüm ilaçlar gözden geçirilmelidir. Sadece ilacın ham maddesine değil, katkı maddelerine karşı da duyarlılık oluşabileceği unutulmamalıdır. Kısa bir zaman önce, böylesine inatçı bir aftı, Zofenopril türevi tansiyon ilacı kullanan bir hastamda gözledim. İlacı kesince sorun kalmadı. Prospektüs bilgisinde yer almasa da ilacın, aft yaralarına neden olduğu açık ve seçik olandı.

Aftlı hastalarda B vitaminleri, folik asit ve demir seviyelerini kontrol etmekte yarar vardır. Eğer bunlar arasında düşük seviyede olan var ise, yerine konarak iyi sonuçlar elde etmek olasıdır.

Aft, esas itibarı ile nedeni bilinmeyen bir hastalıktır. Çok az bir kısmı bazı hastalıkların öncesi ya da seyrinde ortaya çıkar. Dolayısıyla tedavi planlarken öncelikle bu tür hastalıkları dışlamayı hedefleriz. Ancak bu hastalıklar ve provoke eden etkenleri dışladıktan sonra tedavi düzenleriz. Alkol içermeyen gargaralar dışında seçilmiş olgularda, kişiye uygun dozlarda lokal ve sistemik kortizon tedavisi ile yüz güldüren sonuçlar almaktayız. Aftların önlenmesi ve tedavisinde ağız temizliği son derece önemlidir, asla ihmal edilmemelidir.

Ağız içi yaralarına (Aft) neden olan ilaçlar

– Romatizma ilaçları
– Kalsiyum kanal blokerleri
– ACE inhibitörleri

Ağız içi yaralarına (Aft) neden olan hastalıklar

– Behçet Hastalığı
– Ailesel Akdeniz Ateşi
– Bağırsak hastalıkları
– Bağışıklık yetmezliği
– Stres.

“Ağız içi yaralarının nedenleri” için 2 cevap

  1. yaklaşık birbuçuk aydır ağıziçi yaram var enfeksiyon,KBB bölümne gittm ama hala ağıziçi yaralrm iyileşmedi.özellikle damakta boğaz deliğnde yaralar var.tükürdğmde iltihap kan karışımı bir sıvı geliyo.önce beyaz bir yaraydı snra iltihap en son haliylede kırmızı yara oldu.kan tahlillrm temiz çıktı.hemogrm,horman,b12vitamini normaldi.zaten b12 kullanmaktym .acaba yanlış bölmlrmi giitm.ne yapmam nereye gimem lazım.nedeni stres olabilir.çünkü çok sıkıntılı günler geçirdm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek