Akdeniz anemisi önlenebilir

Asıl kaynağı olan Akdeniz bölgesinden göçlerle yayılarak dünyanın birçok ülkesinde görülen, kalıtsal geçiş gösteren ve önlenebilir bir kan hastalığı olan Akdeniz anemisinin tedavisi için yapılan kan değişimleri organların fonksiyonlarını bozuyor.

Eski Yunancada deniz anlamına gelen ‘Thalas’ kelimesi ile anemi anlamına gelen ‘Emia’ kelimesinin birleşiminden oluşan ‘Thalasemia’ ile ifade edilen, dilimize talasemi olarak yerleşen hastalık, Akdeniz anemisidir ve önlenebilir bir hastalıktır…

Akdeniz bölgesinde daha sık görülen bu hastalık genellikle bir yaşından önce solukluk, dalak büyüklüğü ve gelişme geriliği ile kendini gösterir.

Doğru tedavi önemli

İyi tedavi edilemeyen hastalarda yüz kemiklerinde değişiklikler, demir birikimine bağlı olarak da kalp, karaciğer, pankreas gibi organlarda bozukluklar ortaya çıkar. Talaseminin dört ayrı tipi vardır. Talasemi taşıyıcısı olan kişiler, tamamen sağlıklıdır. Eğer her iki ebeveyn de talasemi taşıyıcı ise, çocuklarına geçirdikleri talasemi geni ile hastalığa neden olabilirler.

Diğer bir tip olan talasemi intermedia, taşıyıcılar gibi tamamen sağlıklı olmayan, hastalık belirtileri genellikle ileri yaşlarda başlayan, kan gereksinimleri daha az olan hastalığın hafif tipidir.

Talasemi majör adı verilen talasemi tipi, Akdeniz anemisi olarak da bilinir. Erken çocuklukta başlayan, çok ciddi bir kan hastalığıdır. Bu çocuklar kendileri için yeterli hemoglobini yeterince yapamazlar. Çocukta ilk belirtiler genellikle ilk 6 ayda ağır, ilerleyici bir hemolitik anemi şeklinde kendini gösterir.

Bu çocukların yaşam boyu ortalama 3-4 haftada bir, kan değişimine ihtiyaçları vardır. Anemiyi düzeltmek amacı ile yapılan konsantre kan değişimi çocuğun yaşamını uzatırken, vücutta demir birikmesine yol açar ve çeşitli organların fonksiyonlarını bozar.

Çocuklarda ve yetişkinlerde görülme durumu

Demir birikimini önlemek amacıyla genellikle 3 yaş civarında özel bir pompa ile haftanın 5 günü demir bağlayıcı ilaç alınması zorunludur. İleri yaşlarda dalak alınarak, hastanın kan ihtiyacı geçici olarak azalır, fakat bu da kesin çözüm sağlamaz.

Hastalığın tamamen düzelmesi için kemik iliği nakli yapılması gerekir. Ancak çok pahalı bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, son 15 yıldır kemik iliği nakli konusunda yapılan çalışmalarda özellikle uygun verici kardeşi olan küçük hastalarda başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Bu tür kalıtsal hastalıklardan korunmada en etkili yöntemler;
– Toplum eğitimi,
– Taşıyıcıların taranması,
– Genetik danışma,
– Doğum öncesi tanı yöntemleridir.

İki taşıyıcının evlenmesi halinde ise hamileliğin 6-22. haftasında doğum öncesi tanı yapılabilir. Böylece hasta bir çocuğun doğması önlenir. Doğum öncesi tanı ile sağlıklı olacağı belirlenen bebeğin doğmasına izin verilebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek