Aşırı kilo sağlığı tehlikeye sokuyor

Uzmanlar, her 5 kişiden birinde yoğun iş yaşamı, aşırı yemek, az egzersiz yapmak gibi alışkanlıklarla orantılı olarak kendini gösteren metabolik sendromun diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon ve şişmanlık gibi riskini beraberinde getirdiğini belirtiyor.

Şişmanlık deyip geçmeyin

5 kişiden birinde kendini gösteren metabolik sendrom, diyabet, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon ve şişmanlık riskini beraberinde getiriyor.

Yoğun iş yaşamı, fazla yemek yemek, az egzersiz yapmak gibi alışkanlıklarla orantılı olarak artış gösteren metabolik sendrom, günümüz şartlarında kolaylıkla tanısı konan ve doğru tedavi uygulamalarıyla tamamen iyileştirilebilen bir hastalık.

Son yıllarda yaygınlaşmasına rağmen tüm dünyada milyonlarca kişi bu bozukluğu taşıdığından haberdar değil. Bu sendrom yaşamı tehdit ediyor. Erken ölüm riskini 3-5 kat daha artırıyor. Sendromdan korunmak büyük önem taşıyor.

Karın yağlanıyor

e-LAB Medikal Direktörü Dr. Aytaç Keskineğe, metabolik sendrom şeker hastalığı, kalp krizini ve felç olma ihtimalini yükseldiğini söyleyerek, şunları anlattı:

“Bu bozukluk, vücutta en çok karın yağlanması ile ortaya çıkıyor ve kaba tabiri ile bira göbeğine benziyor. Her ne kadar başlangıçta basit bir kilo alma problemi gibi görünse de ilerleyen dönemlerde sebep olduğu komplikasyonlar yüzünden ağır sonuçlar doğurabilecek bir hastalıktır.

Metabolik sendrom, klinik bulgu olarak şişmanlık, hipertansiyon ve bunlara ilave laboratuar bulgularıyla kanda trigliserid, kötü huylu kolesterol, kan şekeri seviyesi ve insülin direncinde artışla kendine gösteriyor. Metabolik sendromdan etkilenenlerin yüzde 44’ü 50 yaşın üzerinde.

Ayrıca metabolik sendromlu vakaların yüzde 10-15’inde kan şekerinin ve şeker metabolizmasıyla ilgili uyarı testlerinin (şeker yükleme, tokluk kan şekeri vb) normal, yüzde 60’lık grupta kan şekerinin yüksek, geri kalan yüzde 25’lik dilimde ise kan şekeri ve ilgili testlerin sınır değerlerde.

Metabolik sendrom belirtileri

– Bel çevresinin 88 cm’den büyük olması (kadınlarda)

– Trigliserid düzeyinin 150 mg/dl’nin üzerinde olması

– HDL (İyi kolesterol) düzeyinin 50 mg/dl’nin altında olması

– Kan basıncının 130/85 mm Hg’dan yüksek olması

– Açlık kan şekerinin yüksek olması

– Enflamasyon – yangı dönemi; kanda hs-CRP’nin artmaya başladığı dönem. Bu dönemde hastaların hs-CRP seviyeleri 1.5 mg/L’nin üzerine çıkması

– Pıhtılaşmanın artması (kanda fibrinojen artmaya başlar)

– Periferik insülin direncinin PİD 4.0’den yüksek olması, risk taşıyorsunuz demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek