Domuz gribinden nasıl korunmalı?

Havaların soğumasıyla birlikte hızla yayılmaya başlayan ve toplumsal paranoyaya dönüşen domuz gribinden korunmanın mümkün olduğunu söyleyen uzmanlar, domuz gribinden en iyi korunma yönteminin hasta kişilere 1 metreden daha fazla yaklaşmamak ve elleri sık sık sabunlu suyla yıkamak olduğunu belirtiyor.

Dünyada ilk olarak Kuzey Amerika’da geçtiğimiz Mart ayında ortaya çıkan domuz gribi ya da yeni adıyla pandemik grip H1N1, geçen 7–8 aylık sürede Kuzey Amerika’dan çıkıp bütün dünyaya yayıldı. Son günlerde özellikle havaların soğumasıyla birlikte ülkemizde de etkili olmaya başlayan domuz gribi, mevsimsel grip ile aynı yolu izleyerek yayılıyor.

Medical Park Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Yılmaz Ata; önümüzdeki günlerde hem mevsimsel gribin hem de domuz gribinin çok daha fazla görüleceğini, ancak domuz gribinin ölümcül bir seyir izlemediğini belirtti. Mevsimsel gripte domuz gribine göre daha fazla insanın hayatını kaybettiğine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Ata, domuz gribi hakkında merak edilenleri yanıtladı:

Domuz gribi ile mevsimsel gribi nasıl ayırabiliriz? Belirtileri neler?

Domuz gribini mevsimsel olarak gördüğümüz gripten ayırmak mümkün değildir. Genellikle ani başlayan ve 38 dereceyi geçen ateşle beraber, halsizlik, yaygın kas ve vücut ağrıları, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı bazen de ishal ve karın ağrısı ile kendini gösterir. Bu, bütün griplerde gördüğümüz bir tablodur.

Salgının ilk başladığı dönemde yurt dışına çıkmış olmak, hastalığın bulunduğu bölgelere gitmek veya bu yörelerden gelen birileri ile temas etmek domuz gribini düşündürebilirdi. Ancak Türkiye dâhil şimdi dünyanın bütün bölgelerinde görüldüğü için böyle bir ayırım yapmak mümkün değildir.

Domuz gribi nasıl bulaşıyor?

Virüs; hasta kişinin aksırması, öksürmesi ve burun akıntısı ile çevreye yayılan damlacıkların sağlam kişiler tarafından solunmasıyla veya bu damlacıkların kirlettiği yüzeylere dokunduktan sonra, ellerimizin ağız burun boşluklarına temasıyla bulaşmaktadır. Hasta kişilere 1 metreden daha fazla yaklaşıldığında bulaşma riski çok artmaktadır. Yani karşılaşma ve vedalaşma sırasında, öpüşme tokalaşma gibi sevgimizi ifade ederken bile hastalığı yayabilir veya alabiliriz.

Kimler doktora gitmelidir?

Aradan geçen sürede yaşananlar pandemik H1N1 gribinin korkulduğu gibi ölümcül olmadığı ortaya çıktı. Artık birçok vakanın hafif seyirli olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla hastalık sürecinin evden çıkmadan bol sıvı alarak, istirahat ederek ağrı kesici ve ateş düşürücüler alarak evde geçirilmesi en iyi yoldur. Ancak başka hastalığı olanlar, genel durumu bozulanlar, üçüncü günden sonra hâlâ ateşi devam edenler, kusma ve ishali olan, beslenmesi kolay olmayan kişiler sağlık kuruluşlarına başvurmalıdırlar.

Domuz gribi aşılarında bir risk var mıdır? Kimler aşı olmalıdır?

Son günlerde aşılar üzerinde pek çok tartışma yaşanmaktadır. Pandemik grip için üretilen aşılar bu ayın ilk haftasından itibaren birçok ülkede uygulanmaya başlamıştır. Değişik firmaların ürettiği farklı özellikleri olan aşılar bulunmaktadır. Bu aşılar DSÖ’nün onayladığı ve önerdiği aşılardır. Bilinen grip aşıları ile aynı teknolojilerle üretilmişlerdir. Aşılarla ilgili tartışmalar dünyanın diğer ülkelerinde de olmaktadır. Fakat aşıların hepsi de güvenle kullanılabilecek aşılar olup, her birisinin kimlere ve nasıl uygulanacakları belirlenmiştir.

Sağlık Bakanlığı’nın temin ettiği aşılar da bu firmalardan üçünün ürettiği aşılardır. Etkilerini güçlendirmek ve daha çok kişiyi aşılayabilmek üzere bu aşılara bazı güçlendirici maddeler eklenmiştir. Bu maddeler 1997 yılından beri aşı üretiminde kullanılmaktadır. Belirgin bir yan etki saptanmadığı DSÖ tarafından açıklanmıştır. Mevsimsel grip aşısında görülen bazı yan etkilerden daha farklı bir durum söz konusu değildir.

Aşılar üretici firma ve Sağlık Bakanlığı’nın açıklayacağı talimatlara uygun olarak yapılacaktır. Risk gruplarına aşılar öncelikli olarak yapılacaktır. Bu grupların başında sağlıkçılar ve gebeler gelmektedir. Bunun dışında altta yatan hastalığı bulunan kişiler ve 6 aydan büyük çocuklar da ilk aşılanacak gruplardandır. Bunları da Sağlık Bakanlığı uygulama başlayınca açıklayacaktır. Aşı olmak zorunlu olmayacaktır. Aşı olmak istemeyen ve çocuklarını aşılatmak istemeyen kişiler bunları aşıyı uygulayacak birimlere bildirerek aşı olmayabilirler.

Aşı dışında önlemler ve korunma yöntemleri nelerdir?

Hastalıktan en iyi korunma yöntemi, hasta kişilere 1 metreden daha fazla yaklaşmamak, elle bulaşmayı önlemek için elleri sık sık sabunlu su ile yıkamaktır. Ayrıca aksırırken ve öksürürken mutlaka ağzımızı bir kâğıt mendil ile kapatmak veya kolumuzu dirsek hizasından ağız ve burnumuza yaklaştırarak çevreye damlacıkların saçılmasını önleyebiliriz. Mutlaka bu tür kişilere yakın bulunmak gerekirse basit maskeler kullanmak belli başlı önlemlerdir.

Bu hastalığın görülmesi durumunda, hasta olduğu kesin olarak saptanmış kişilerle temas edenler, bu hastalığın bakımında görev alan sağlık personeli ve sadece bu hastalıkla ilgili araştırmaların yapıldığı laboratuvarlarda çalışan kişiler, oseltamivir ve zanavimir etken maddeli ilaçlarla korunmaya alınabilirler. Bu hastalıktan korunmada ve tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur.

Hastanelerde bu virüse karşı ne gibi önlemler alınabilir?

Hastaneler, her türlü hastalığın görülebileceği ortamlardır. Bu nedenle yukarıda söylediğimiz korunma önlemlerinin hastane ortamında uygulanması daha da önemlidir. Öksürüp aksırırken ağzın mendil veya kol ile kapatılması, hasta kişilerin hastane ortamında gezerken maske kullanmaları ve sık aralıklarla el yıkama önemli koruyucu davranışlardır.

Hastane enfeksiyon kontrol ekiplerinin ve Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarını dikkate alarak konulabilecek kısıtlamalara uyulması gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek