Erkekler de stres altında

İşi ve ailesi arasındaki hassas dengeyi kurmakta ve korumakta zorlanan tek “kahraman” kadın değil. Erkekler de zaman zaman güç anlar yaşıyorlar. Özellikle de babalar. Zamane babaları pek dertli!

Günümüz erkekleri, aynı anda hem işadamı, hem de baba olmanın verdiği ağır sorumluluğu taşımakta zorlandıklarını ve stresin olumsuz etkilerinden kurtulabilmek için çeşitli yollara başvurduklarını söylüyorlar. 1950’lİ yılların babalarıyla 1990’lı yılların babalarını karşılaştırdığımızda ortaya çok ilginç bir tablo çıkıyor. 50’li yılların uzun saatler boyu yılmadan çalışan erkekleri, 90’lı yıllarda yerini ailesiyle daha çok vakit geçirebilmek ve çocuklarına daha fazla zaman ayırabilmek için iş hayatını feda eden erkeklere bırakıyor.

Hep kadınlar yüzünden!

Uzmanlara göre sorumluluklar ve beklentiler arasındaki bu ikilem erkekler üzerinde stres yaratıyor, hatta depresyon, anksiyete, iş hayatında huzursuzluk ve boşanmaya varan sorunlara sebep oluyor. Dönüp geçmişe baktığımızda erkeklerin başına bu derdi saranların yine kadınlar olduğunu görüyoruz. Her şey kadının iş hayatına atılmasıyla başladı. Kadın evinde otururken ortada hiçbir sorun yoktu. Erkek işine gidip gelir, kadın ise evde oturur yemek yapar, çocuğuyla ilgilenirdi. Hey gidi günler hey…

Uizmanlara göre sorumluluklar ve beklentiler arasındaki ikilem erkekler üzerinde stres yaratıyor hatta depresyon, anksiyete, iş hayatında huzursuzluk ve boşanmaya varan sorunlara sebep oluyor. Aslında basit birkaç yöntemle iyi bir ayarlama yapılabilir, mesela akşam saat 18.00’da paydos eden bir iş adamı eşi ve çocuklarıyla birlikte yemeğe çıkıp ailesiyle güzel bir akşam geçirebilir. Bu iş hayatının stresini azaltacağı ve rahatlatacağı gibi aileye daha çok ilgi göstermek için de bir fırsat olacaktır.

Dönüp geçmişe baktığımızda erkeklerin başına bu derdi saranların yine kadınlar olduğunu görüyoruz. Her şey kadının iş hayatına atılmasıyla başladı. Kadın evinde otururken ortada hiçbir sorun yoktu. Erkek işine gidip gelir, kadın ise evde oturur yemek yapar, çocuğuyla ilgilenir ve kocasının işten dönmesini beklerdi. Kadının iş hayatına atılmasıyla her şey değişti. Roller birbirine girdi. Hem iş hayatında hem de aile hayatında kadın ve erkek arasında bir iş bölümü yapmak mecburiyeti doğdu. 1960’lı yıllarda evli kadınların % 44’ü çalışırken, bu oran günümüzde % 60’a yükselmiş bulunuyor. Geçen 25 yıl boyunca kadın, aile hayatı ve kariyeri arasında güç anlar yaşadı. Artık sıra erkeklerde.

Sert erkek imajı tarumar

Çalışan anne-babalalar, çocuk bakımı, yemek yapmak, temizlik gibi ev işlerini paylaşmaya başladılar. Ama bu paylaşım erkeğin iş hayatındaki başarısına gölge düşürdü. Neden mi? İşte yorularak eve giden ve dinleneceği zamanı da çalışarak geçiren erkek iş hayatında eskisi kadar verimli olamamaya başladı. Bunun yanı sıra evde suya sabuna dokunmayan sert erkek imajı sarsılan erkek, iş yerinde eski ciddiyetini kurmakta da zorlanır oldu. Ayrıca kadının iş hayatında çok başarılı olması erkeğin kendine olan güvenini çok sarstı.

Birçok erkek, iyi bir kariyeri, iyi baba olmaya tercih ediyor. Ofiste ailesi için çalışmayı bir baba olarak yerine getirmesi gereken en büyük sorumluluk zanneden erkek, akşam yemek saatinde neden evde olmadığını soran karısını “Ailemiz için sabahtan akşama kadar çalışıyorum, daha ne yapmamı istiyorsun?” diye cevaplıyor.

Gelişen teknoloji evden bile çıkmadan çalışma imkânı sunuyor günümüz işadamlarına. Böylece mesleğiniz uygunsa, işe gitmeden, evdeki bilgisayarın başında işlerinizi hâlledebiliyorsunuz.

Şaşırtıcı bir sonuç ama erkekler kadınlardan çok daha büyük stres altındalar. İş ve ev hayatı arasındaki hassas teraziyi dengeleyemeyenler arasında, kendine yeni bir iş arayanların oranı erkeklerde % 49 iken bu oran kadınlarda % 39.

Japon erkeklerinin sefası

Japon kadınları eşlerine büyük bir özenle hizmet ediyorlar. Kocası işten gelen kadın, eşini kapıda bekletmemek için koşarak kapıyı açıyor, terliklerini giydirip içeri buyur ediyor. Kocası koltuğuna otururak elini uzatıyor. Kadın hemen gazeteleri getirerek kocasının eline veriyor. Sonra da yemeği hazırlayarak kocasına eksiksiz bir hizmet sunmak için elinden geleni yapıyor.

Herhalde bu küçük hikâye Japon erkeklerinin evliliklerine neden bu kadar düşkün olduklarını açıklamaya yeterlidir. Japon erkeklerinin yalnızca % 6’sı ev işlerinde eşlerine yardımcı oluyor. Yalnızca % 20’si çocuklarla ilgileniyor. Bu oranlar Japon kadınlarını korkutmuş olacak ki birçoğu evlenip çocuk sahibi olma fikrine artık pek de sıcak bakmıyorlar. Hükümet ise nüfus planlamasını göz önünde bulundurarak kadınların bu kararını gönülden destekliyor. Bu arada Japon erkeklerini bilinçlendirmek, aileleri ve çocuklarıyla daha çok ilgilenmelerini sağlamak için seminerler düzenleniyor. Hükümet çocuğuyla ilgilenmeyen erkeklerin baba sıfatına layık olmadıkları türünden açıklamalar yapadursun Japonya’da yılda 10 bin erkek, yoğun iş temposundan yoruculuğuna dayanamayarakhayata veda ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek