Kanser tedavisinde nanoteknoloji devrimi

Kemoterapiye alternatif olarak geliştirilen teknoloji ile kimyasal bileşimin sağlıklı dokulara karışmadan doğrudan kanserli hücreye nakli hedefleniyor.

Sadece kanserli hücrelere yönlendirilen ilaçlar ve tümör hücrelerini yok etmeye programlanan nanopartiküller sayesinde kemoterapi ve radyoterapi yakın gelecekte tarihe karışabilir.

Nanoteknoloji ile ilgili gelişmeler çoğunlukla günlük hayatı kolaylaştıran, geleceğin senaryolarını andıran buluşlarla gündeme geldi. Şimdi ise bu yeni bilim dalı, insanoğlunu gelişmiş cihazlardan çok daha fazla ilgilendiren bir konuda büyük umutlar vaat ediyor: Kanser tedavisi.

Nesneleri moleküler düzeyde kontrol altına alan, mikroskobik boyutlardaki partiküllerin kumanda edilebilmesini sağlayan nanoteknoloji, biyolojik ortamda yaşamın temel elementlerini yönlendirebiliyor. Kanserin bilinen tedavileri kemoterapi ve radyoterapinin kimi zaman ölüme dahi neden olabilen yan etkileri nedeniyle, tedaviyi tümüyle çalışır hale getirmekten uzak olduğu bilinir. Nanoteknoloji alanında yaşanan yeni gelişmelerse bu iki yönteme de eş zamanlı olarak neredeyse yan etkisi olmayan alternatifler sunuyor.

Bunlardan ilki, Pensilvanyalı radyo televizyon mühendisi mucit John Kanzius tarafından radyoterapiye alternatif olarak geliştirilen Kanzius RF terapisi. Kanzius’un yöntemi tümör hücrelerine bağlanan nanopartiküllerin ateşlenerek tümörün yakılması esasına dayanıyor. Altın ve karbon elementlerinden oluşan nanopartiküller, sadece kanserli hücrelere bağlanacak bir proteinle yüklü biçimde tümöre yönlendiriliyor. Kanserli hücreye vardığında kimyasal protein bağı ile buraya tutunan nanopartikül, radyo frekansı dalgalarıyla ısıtılarak tümör hücreleri yakılıyor. Halen denenmekte olan yöntem sonucunda belirli tip kanserli hücreler % 100 oranında yok edilmiş. Üstelik nanopartiküller sağlıklı hücrelere tutunmadığı için hiçbir yan etkileri olmamış. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde kliniklere taşınabileceği ön görülen bu yöntemi geliştiren bilim insanlarının yeni mücadelesi farklı kanser hücrelerine tutunacak proteinleri saptayabilmek.

Kemoterapiye alternatif olarak geliştirilen teknoloji ise kimyasal bileşimin diğer dokulara karışmadan doğrudan kanserli hücreye nakledilmesini sağlıyor. Kemoterapi ilaçlarında yer alan ve sağlıklı dokulara da zarar veren Fumagilin maddesi, iki farklı molekülle kaplanıyor ve kana enjekte ediliyor. Dış yüzeydeki moleküllerden hedefleyici olanı yukarıda anlatılana benzer biçimde tümörü besleyen kan damarlarının duvarlarına tutunuyor. Tutunma gerçekleştiğinde kimyasal reaksiyon oluşuyor ve Fumagilin maddesi kanserli hücrelere etki etmeye başlıyor. Metal bazlı diğer koruyucu molekül de bulunduğu yeri belli ederek tümörün MR ile görüntülenmesini sağlıyor.

Söz konusu her iki teknoloji, bilim çevrelerince ve tıp dergilerinde kabul görmekle beraber, bilim insanları bunları çare olarak gündeme getirmek konusunda insanlara erken umutlar vermekten kaçınıyor. Ancak, gece gündüz sınanarak ve geliştirilerek en kısa zamanda insanlığa ulaştırılmaya çalışılan bu tekniklerin günün birinde kanserin tamamen etkili ve hızlı tedavisi olabileceğini düşünmek hiç de hayal değil…

“Kanser tedavisinde nanoteknoloji devrimi” için bir cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek