Sınav kaygısı başarısız yapıyor

Sınav kaygısı başarısız yapıyor

Sınav kaygısı makul ölçülerde olduğu zaman gerekli performansın sergilenebilmesi için itici bir güç olabilirken, aşırı boyutlara ulaştığında başarısızlığın en büyük nedeni oluyor.

Neolife Tıp Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Bora Telaferli, “Sınav kaygısı nedir?” ve “Sınav kaygısıyla nasıl baş edilir?” sorularını yanıtladı.

Sınav; kişinin bilgi, beceri potansiyeli ve bunları kullanabilme düzeyini ölçümleyen, ileriye dönük yol gösterici bir araçken, nasıl oluyor da bir kâbus haline dönüşerek yaşattığı kaygı nedeniyle “salgın” olarak nitelendirilebilecek şekilde yayılıyor.

“Tek seçenek sınavda başarılı olmak”

Telaferli, “Sistemin alternatifsizliği nedeniyle anne-babalarından ve toplumdan sürekli olarak tek seçeneğin sınavda başarılı olmak olduğu mesajını alan çocuk/genç, bu sürecin yıllara yayılması ile bunalıyor, başaramazsam kaygısını tüm bünyesinde yaşıyor.

Başaramama düşüncesi performansı düşürüyor

Başaramama ihtimali, reddedilmek, dışlanmak ile eşanlamlı görülüyor. Doğaldır ki bu olumsuz duygulanım mevcut potansiyelden yararlanılamaması ve performansın düşmesine neden olabiliyor. ‘Ya hep ya hiç’ noktasına getirilmiş olan sınav sisteminde yaşanılan kaygı, itici bir güç olmaktan çıkıyor ve aksine sınav başarısını olumsuz etkiliyor.” diyor.

Sınav başarısına odaklı eğitim sistemi sorunsalı

Sınav başarısına odaklı eğitim sisteminde eğitimcilere ve ailelere büyük görevler düşüyor. Telaferli, çizgiye ilk sırada ulaşacak çocukları değil, kendisiyle ve çevresiyle barışık, özgüveni tam, potansiyelini doğru değerlendirebilen, hedeflerini gerçekçi olarak belirleyen çocukları/gençleri yetiştirmek hedeflenmeli diyor.

“Anne-babaların ve genel olarak toplumun yaşamı algılama ve yeni nesillere aktarma tarzlarını gözden geçirmeleri ve hatta baştan biçimlendirmeleri gerekiyor. Bir çocuğun temel özgüven duygusunun gelişmesi için gerekli destek esirgenmemeli, çocuğun kendisini ifade edebileceği çeşitli alanlarda ona yeterli fırsat sağlanarak, kendini geliştirmesi hedeflerini belirleyerek, bunların ardından gitmesini teşvik etmek gerekiyor.

Tek bir kritere bağlı – çoğunlukla ‘başarı’ – değerlendirmeler, algılamalar, çocuğu bunu karşılayamaması hâlinde reddedilme, sevilmeme, dışlanma, aşağılanma korkusuyla karşı karşıya bırakır.

Sistem kaygıları azaltmıyor, artırıyor

Kritik olan, en baştan itibaren sürecin nereye varabileceğini kestirerek sürecin tamamında çocuğun/gencin potansiyelini daha iyi kullanarak, yaşamı için gerekli öğrenme sürecini daha başarılı geçirebilmesini sağlamak. Aksi bir koşullandırma ile yıllar boyu yüklenen yükün, bilincin en alt köşelerine dek işlenen sınav senin ne olduğunu ortaya koyacak, koşullandırmasının ardından, söz konusu bir sınav öncesinde “haydi sakin ol, kaygılarınla baş et” önermesi, çoğu kez suya yazı yazmaktan öteye gitmiyor.

Son dakika önermeleri yerine, en baştan itibaren gerçekçi eğitim ve yaşam hedefleri belirlemek, kaygıyı yapıcı olarak kullanma becerilerinin geliştirilmesi çocuğun/gencin geleceğinin en olumlu şekilde sonlanmasında kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek