10 soruda domuz gribi

Domuz gribi son günlerin en çok konuşulan sağlık sorunlarından biri. Salgın bir hastalık boyutlarına ulaşabilme ihtimali gösterdiği için hepimizi korkutuyor.

Ne var ki çoğu zaman yapılan bir hatanın burada da yapıldığı, konunun fazlaca büyütülüp neredeyse bir “tıp terörü” havasının yaratıldığını düşünenler de var. Bu gripte de bir “viral enfeksiyon” söz konusu. Viral enfeksiyona bağlı diğer üst solunum enfeksiyonları gibi domuz gribi de “damlacık enfeksiyonu” şeklinde kolayca yayılıyor.

1. Etkeni ne?

Domuz gribine yol açan bir virüs. “H1N1 virüsü” olarak adlandırılıyor. Virüsün özelliği diğer grip virüsleri gibi hızlı ve değişken bir yapıya sahip olması. Tüm grip virüsleri gibi domuz gribi virüsü de hızla ve sürekli bir biçimde değişme özelliğine sahip. Bu durum aşı hazırlama ve tedavi için ilaç üretmeyi güçleştiriyor.

2. Nasıl bulaşıyor?

Virüsün kaynağı domuzlar. Domuzlar arasında sık sık grip salgınlarına yol açıyor. Virüs domuzdan insana, insandan insana, hatta insandan domuza bile bulaşabiliyor. Bulaşıcılığı fazla, salgın potansiyeli yüksek bir virüs. İnsandan insana bulaşma ağız burun salgılarıyla, kirlenmiş eller, hapşırma, öksürme, bu esnada virüsle bulaşmış partiküllerin ağza, buruna solunum yoluna yerleşmesiyle oluyor.

3. Nasıl korunmalı?

Korunmanın en etkili yolu hasta kişilerin izole edilmesi. Özellikle bulaşma ihtimalinin arttığı kapalı alanlara, ulaşım araçlarına, okullara alınmaması, evde istirahat ettirilmeleri. Ayrıca hasta kişilerin maskelerle ayrı odalarda izole edilmesi de faydalı bulunuyor. Riskli alanlarda ve salgın çıkan yerlerde yaşayanların maske takmaları faydalı olarak bulunuyor. Virüsün öksürme, hapşırma, yakın mesafeden konuşma gibi durumlarda hava yolu ile bulaştığının bilinmesi çok önemli ama en az bu durum kadar önemli olan ve çoğu kez atlanan bir nokta var: El temizliği. Salgın dönemlerinde özellikle elleri sık sık yıkamak, şüpheli temaslarda bu yıkamayı daha ciddi ve dikkatle yapmak önem kazanıyor.

4. Belirtileri neler?

Bu gribin de diğer griplerden farklı bir belirtisi yok. Ağır seyrediyor. Solunum yollarını daha ciddi etkiliyor. Ateş, kırıklık, iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik, boğaz ağrısı, boğazdan yanma hissi, öksürük, nefes darlığı, iştahsızlık, burun boğaz akıntısı, hapşırma gibi belirtileri var. Küçük çocuklarda ağır nefes darlığına, uyku haline de yol açıyor.

5. Nasıl teşhis ediliyor?

Şüpheli vakalarda hızlı sonuç veren bazı testler var ama bunlar her yerde uygulanan, ucuz testler değil. Hastalığı hızlı teşhis eden yeni testler üzerinde çalışmalar sürüyor. Özellikle şüpheli olguların aksi kanıtlanıncaya kadar domuz gribi gibi kabul edilmesi, yeni yerleşim saptanabilmesi için bu olgularda virüs çalışmalarının yapılması gerekebiliyor.

6. Aşı ile korunmak mümkün mü?

Domuz gribinin aşısı yok. Aşı üzerinde çalışmalar devam ediyor ama mevcut grip aşılarının bu gripten korunmada bir faydası olmuyor.

7. İlacı var mı?

Bazı antiviral ilaçların (örneğin Tamiflu ve benzerlerinin) faydalı olabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte doğrudan tedavi edebilecek herhangi bir ilaç söz konusu değil. Her grip olgusunda tamiflu veya benzerini kullanmak da gerekmiyor.

8. Nasıl beslenmeli?

Eğer bağışıklığınızı güçlü tutarsanız domuz gribine karşı daha dirençli olursunuz. Uykunuza, istirahatınıza dikkat etmeniz, fırsat buldukça temiz havada yürümeniz ve iyi beslenmeniz faydalı olabilir. Bol sebze meyve yemek doğru bir düşüncedir. Bağışıklığı güçlendirmek için Elderbery, Ekinezya, Umklaoba özlerinden, hatta Betaglukandan faydalanabilirsiniz. 2-3 haftalık kısa bir Çinko kürünün de yararı olabilir.

9. Türkiye için bir tehlike söz konusu mu?

Sağlık Bakanlığı ve Enfeksiyon Hastalıkları çalışma grupları ortak bazı önlemler konusunda anlaştılar. Erken teşhis için bazı merkezler oluşturuldu. Özellikle havaalanlarında gerekli önlemler alındı. Bu nedenle panik olacak bir durum söz konusu değil. Yapılması gereken bu tür belirtilerle karşılaşanların en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmaları, bu tür belirtileri olanları izolasyon konusunda uyarmaları.

10. Salgın büyüyor mu?

Meksika Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklama hastalığın ilk yoğunluğunun azaldığı yönünde. Herkes, her ülke yeteri kadar bilinçlendi. Bütün ülkelerde, sınırlarda gerekli önlemler alındı, sağlık bakanlıkları alarm haline geçirildi. Bu nedenle korkuya, telaşa, endişeye gerek yok. Yeni bir virüs de söz konusu değil. Virüs zaten bilinen bir virüs. Sorun hastalığın salgın hale dönüşebilme eğilimi göstermesinden kaynaklanıyor. Bu enfeksiyonda da koruyucu önlem her şeyden önce geliyor.

Kısacası dikkatli olalım, koruyucu önlemleri ciddiye alalım ve ilgililerden gelecek uyarıları dikkatle uygulayalım, panik yapıcı önerilerden uzak duralım yeterli…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek