Aşkın beş düşmanı

Sakın “Aşkın düşmanı olur mu?” demeyin. Olur. Bu nedenleri iyi tanımadığımız için belki aylar belki de yıllar sonra bulduğumuz aşkımızı kaybediyoruz. Herkesi kıskandıran ve parmakla gösterilen aşkınız, çok yakınınızdaki 5 düşman tarafından korkunç bir kâbusa dönüşebilir. O halde, ilişkilerimizi katletmek için pusuya yatmış bekleyen 5 düşmanı mercek altına alalım…

Sorumsuzluk
Kızgınsınız, hem de çok… Çünkü birlikte oturduğunuz evde tüm işler sizin omzunuza bindi. Yani toplumsal rollere teslim oldunuz. Anne-babalarımız ve toplum aracılığıyla bilinçsizce aldığımız “doğru kadın” ve “doğru erkek” rolleri, bir anlamda beynimize işler ve duygusal ilişkilerimizde ortaya çıkar. Siz içgüdüsel bir biçimde üzerinize düşen her işi yaparsınız ama onlar aslında ikinizin de üzerine düşen işlerdir. Ona evle ilgili çeşitli görevler verin ve bu görevleri gerçekten üstlenmesini sağlayın. Markete uğramayı unutup eve mi geldi? Sakın siz kalkıp markete gitmeyin, bırakın o gitsin. Mutfağı temizlemekte başarısız mı? Bırakın temizlesin. Yoksa yaptığınız her iyilik bir süre sonra kaçınılmaz bir biçimde göreviniz haline gelir ve bu da sizi ilişkinizden soğutmaya başlar.

Geçmişteki ilişkiler
Geçmişe gömdüğünüz bir ilişkinin gölgesi, bir anda bugünün dillere destan aşkının üzerine düşebilir. “Yeni sevgilim doğru insan mı? Yoksa benim için hala mücadele eden eskisine mi dönmeliyim?” gibi kuşkular ve sorular, güzel giden bir ilişkiyi bir süre yavaş yavaş ve derinden zehirlemeye başlar. Eğer ilişkide eski sevgilisiyle ilgili tereddütleri olan sizseniz, tavsiyemiz; onu unutun! Kendinize ve yeni aşkınıza gerçek bir şans tanıyın. Aklınızdaki ve kalbinizdeki tüm soruları bir kenara bırakıp, birlikte olduğunuz sevgilinizle mutluluğun peşinde koşun.

Sıradanlık
Körüklenmeyen her ateş söner. Aşk ateşinin de körüklenmesi gerekir… Ancak bu ateşi körüklemek için sıradanlıktan ve bilindik yöntemlerden mümkün olduğunca uzak durun. Birbirinize yakınlık gösterin. Ama “iş” icabı sadece yatakta değil yatak dışında da uygun olan her yerde… Hissettiklerinizi, sıkıntılarınızı, özlemlerinizi, korkularınızı, kıskançlıklarınızı hiç çekinmeden onunla paylaşın. Yatakta tek başınıza fantezi kurmak yerine birlikte fanteziler geliştirin. Böylece, cinsel yaşamınız sıcaklığını ‘9,5 hafta’dan daha uzun bir süre koruyabilir. Ama sakın seksi “Kim daha iyi sevişiyor?” gibi bir güç mücadelesi ve baskı aracı haline getirmeyin. Çünkü bu, aranızda uçurumlara yol açar ve ilişkinizin bozulması için büyük bir zemin hazırlar.

Boş vermişlik
Her acının ilacı olan zaman, aynı zamanda her aşkın katili de olabilir. Yeni bir ilişkiye başladığınız anda, şunu bilin ki saatli bomba da geri sayıma başladı. Cicim aylarının bitmesinden sonra gelen boş vermişlik, o tuhaf “Nasıl olsa benimle!” duygusu her ilişkiyi sıradanlığa sürüklüyor. Ve bu sıradanlık, taraflardan biri “Beraberliğimizin bir anlamı kalmadı” diyene kadar sürüyor. Bu yüzden birbirinizi özleyin, sorunlarınızı çözmekten kaçmayın.

Uyumsuzluk
Farklı hayaller ve farklı planlar, çoğunlukla ayrılığa sebep oluyor. Yani “Zıtlar birbirini çeker” sözü yalan! Onu şu anki haliyle, hiçbir şekilde başka bir insan yapmaya çalışmadan ve size ters gelen davranışlarından şikâyet etmeden kabul etmelisiniz, tabii o da sizi… Eğer ikiniz de bunu başarırsanız, belki ilişkinizi uyum içinde sürdürebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek