Genel Sağlık Sigortası nedir?

Genel Sağlık Sigortası, sigortaya tabi olanların ödedikleri primlerle yararlandıkları sağlık hizmetlerinden herkesin yararlanabilmesi için oluşturulmuştur.

Genel Sağlık Sigortası nedir?

Anayasamızın sağlık hizmetleriyle ilgili düzenlemeyi ifade eden 56. maddesinin son fıkrası “Genel Sağlık Sigortasının (GSS)” kurulmasını teşvik etmektedir. Bu nedenle 1982 sonrası iş başına gelen bir çok hükümet ve siyasi parti, parti veya hükümet programında GSS’nın kurulmasına yönelik niyet beyan etmiştir.

Bazı ön hazırlıklar ve kanun taslakları oluşturulmuş olmasına rağmen, değişik nedenlerden dolayı GSS’ye yönelik bir kanunun, meclis genel kurulunda görüşülüp kanunlaşması mümkün olmamıştır.

İş başındaki hükümet, 2006 yılında 5510 sayılı Kanunu çıkararak GGS’yi yasalaştırmış olsa da; öngördüğü şekilde (1 Ocak 20007 tarihi itibariyle) yürürlüğünü sağlayamamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin GSS’nı da içeren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun bazı maddelerini iptal etmesi, GSS’nin yürürlüğe girmesini ertelemiştir. Bununla birlikte GSS’nin, mevcut hükümet veya gelecek hükümetler tarafından bazı değişiklikler yapılsa bile yürürlüğe gireceği kanaati oluşmuştur.

GSS, esas itibariyle sağlık hizmetlerinin finansman şeklini düzenlemektedir. Fakat bu düzenleme, ülkedeki sağlık hizmetlerinin veriliş tarzı, ulaşılabilirliği, kalitesi, toplumsal maliyetleri ile hemen hemen her yönünü etkileyecektir. GSS’nin, farklı renklerle boyanmış sağlık hizmetleri resmini, yeniden çizmek ve aynı renklerlerle boyamak amacını gerçekleştirebilme becerisi, önümüzdeki uygulama sürecinde ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, öngörülen yeni resimdeki renk uyumunu etkileyeceği, en azından farklı tonlamalara gidilmesi gerekeceğini göstermektedir.

Kamuoyunda GSS üzerinde yapılan tartışmalar, daha çok sağlık hizmetlerinin finansman zorlukları ve halkın sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hâlbuki getirilen yeni düzenlemelerin sağlık hizmeti sunucularını, hastaneleri ve özellikle kamu hastanelerini nasıl etkileyeceği yeterince tartışılmış değildir.

GSS’ye ilişkin yeni düzenleme, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşme yapan ve SGK’nun kurallarını kabul eden bütün hastane ve sağlık kurumlarını sağlık hizmeti alma açısından eşit kılmaktadır. Öngörülen bu sistem, bu günkü uygulamayla kıyaslandığında özel sağlık kurumları ve hastanelerini çok büyük oranda teşvik etmektedir. Aslında bu öngörü, kamu sağlık kurumları ve hastaneleri ile özel sağlık işletmelerini ulaşılabilirlik yönüyle denkleştirmek amacını gözetmekte olup, özel sağlık işletmeleri aleyhine olan durumun düzeltilmesi olarak da kabul edilebilir.

Bu sayede, özel sektör eliyle sağlık hizmeti arzının artacağı ve sağlık hizmetleri ihtiyacının daha iyi karşılanacağı, sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinin yükseleceği, hastaların sırada bekleme sürelerinin azalacağı, hekim seçme ve hastane seçme hakkının uygulanabilirliği ile sağlık kurumları arasında rekabetin ve kalitenin artacağı tahmin edilmektedir.

Halen ülkemizdeki sağlık hizmetleri çok büyük ölçüde kamu ağırlıklıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin tamamına yakını, tedavi edici sağlık hizmetlerinin ise çok büyük bir kısmı kamuya aittir. Bir fikir vermek için ifade edecek olursak ülkedeki mevcut hasta yatağının % 92’si kamuya aittir.

Özel sağlık kurumları ve hastaneleri lehine olan bu öngörünün, kamu sağlık kurumları ve hastaneleri açısından nasıl sonuçlar doğuracağı, kamu hastanelerinin özel sektörle rekabet ederken ne tür sorunlarla karşılaşacağı çok yönlü hesaplanmalıdır. Çünkü mevcut yapı içerisinde kamu hastaneleri, rekabeti engelleyen yasal ve yönetsel sınırlılıklara sahip olmakla birlikte, rekabet edebilme alışkanlığından da yoksundur.

Öncelikle kamu hastanelerinde çalışan personelin büyük çoğunluğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna bağlı olduğu için, personel üzerinde yapılabilecek değişiklikler acısından sınırlılıklar vardır. Kamu hastaneleri, kendi ihtiyaçları çerçevesinde serbestçe ve kısa sürede personel alma veya işine son verme hakkına sahip değillerdir. Başarılı ile başarısız personelin ücretlendirilmesinde farklılıklar sağlayamazlar. Her ne kadar döner sermaye ödemelerinde, performans kriteri olsa da bu kriterlerin nicelik ölçümüne yönelik olması, personel kalitesini değerlendirmede yeterli olamamaktadır.

Kamu hastanelerinin yönetiminin profesyonel olmayışı, yönetici atamalarında liyakati ölçen bağımsız kriterlerin oluşturulmamış olması ve politik etkilere açık olması bir sınırlılıktır. Örneğin; Milli Eğitim Bakanlığı, okul yöneticilerini atarken merkezi sınav yöntemini kullanmaktadır. Okullarla kıyaslandığında hastaneler, çok daha büyük bütçeli ve karmaşık organizasyonlar olup, çalışan sayısı ve çalışanların eğitim düzeyleri de çok farklıdır. Birçok hastanenin yıllık cirosu ve gün içi nüfusu, küçük bir beldeden daha fazladır.

Ayrıca kamu hastanelerinde rekabet anlayışı, henüz gelişmemiştir. Kamu sağlık çalışanlarının hizmet anlayışı, iş veya sağlık çalışanı odaklı olup, rekabetin gereği olan hasta odaklı bir anlayıştan uzaktır. 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un uygulanamamasının nedenleri arasında mevcut personelin kanunun gereğine uygun eğitim almamış olduğunun gösterilmesi unutulmamalıdır.

GSS’nin uygulanması ile birlikte özel sağlık sektöründe oluşacak cazibeli vakumun, kamu sağlık kurumlarında yetişmiş, deneyimli ve uzman birçok hekim, hemşire, diğer sağlık çalışanlarını ve yöneticilerini kendine çekebileceğini tahmin etmek zor değildir.

GSS’nin yürürlüğe girmesiyle, kamu sağlık kurumları ve hastanelerinde ortaya çıkabilecek bu tür risklere ve problemlere karşı şimdiden hazırlık yapılması zorunluluğu açıktır. GSS nin ertelenmesini fırsat bilerek, konunun ilgilileri, tarafları ve uzmanları önünde tartışılmasına ve bu tartışmaların ve yeni önerilerin kamuoyu ile paylaşılmasına ihtiyaç bulunduğu düşünülmektedir.

Sonuç olarak; Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile öngörülen sistemin, getireceği olası avantaj ve dezavantajların, sağlık hizmeti sunucuları açısından da, özellikle kamu hastaneleri ve kurumları açısından da tartışılması gerekmektedir.

Öğr. Gör. Sedat BOSTAN
Sağlık İdarecisi, Ekonomi ve İşletme Bilim Uzmanı
Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Trabzon

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek