Gribe yakalanmadan tedbir alın

Yakalandıktan sonra tedavisi olmayan grip için en önemli tedbir, yakalanmadan önce gribe karşı tedbirler almak ve engel olmaktır. Grip hastalığının etkeni, sürekli değişerek insanların bağışıklık sistemini alt etmeyi başaran, ‘influenza virüsüdür. Yıllar boyunca grip salgınları nedeniyle milyonlarca insanın hayatını kaybetmesi, bilim adamlarını bu virüs ile ilgili birçok araştırma yapmaya sevk etmiştir.

Gribin üç tipi var

Bu nedenle influenza virüsü, üzerinde en fazla araştırma yapılan virüslerden birisidir. İnfluenza virüsünün A, B ve C olmak üzere 3 tipi mevcuttur. A tipi virus hem insanlarda hem de kuş, kümes hayvanları ve domuz gibi hayvanlarda hastalık yaparken, B tipi sadece insanlarda hastalık yapıyor. C tipi ise çok hafif derecede hastalık yaptığı için salgınlara yol açmıyor.

Virüs izleniyor

İnfluenza kendini sürekli değiştirebilen bir yapıya sahiptir. Bu yüzde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzun yıllar, dünya çapında laboratuar ve izlenim ağları kurarak, grip hastalığının seyrini ve hastalığa neden olan aktif virüsleri izlemektedir.

Grip nedir?

Grip, Influenza adı verilen bir virüs tarafından oluşturulan, ani olara 39 derecenin üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtilerle başlayan bir enfeksiyon hastalığıdır.

İki hafta kadar sürebilir

Daha sonra hastalık tablosuna boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin akması ve kanlanması gibi belirtiler eklenir ve bazı vakalarda karın ağrısı, bulantı kusma görülebilir. Ateşin 39 derecenin üzerinde olması şiddetli kas ağrıları ve halsizlik nedeniyle hastalığı ayakta geçirmek mümkün değildir. Grip, hastaları en az 3-7 gün yatağa mahkum eder. Yaklaşık bir hafta içinde belirtiler kaybolur. Ancak, halsizlik belirtilerin kaybolmasından sonra da devam eder ve hatta 2 hafta kadar sürebilir.

Gribin soğuk algınlığından farkı

Grip özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kalp, akciğer, böbrek, şeker hastalıkları gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyridir. Ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açabilir. Grip, halk arasında çok sık olarak soğuk algınlığı ve nezle ile karıştırılır. Oysa soğuk algınlığı, ateş yükselmeden, hafif kırgınlık, burun akıntısı, hapşırma gibi belirtilerle kendini gösteren, halsizliğe yol açmadığı gibi yatak istirahatı gerektirmeyen bir rahatsızlıktır. Gribin henüz kesin bir tedavisi yoktur. Kullanılan ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, antigribal ilaçlar sadece bir rahatlama sağlayabilir. Bunların yanı sıra doğal yollarla griple savaşmak da insanların rahatlaması için bir yoldur. Özellikle bitki çayları bol C vitamini vücudun direncini artırmada yardımcı olur.

Hastalık nasıl bulaşıyor?

Gribe yol açan Influenza virüsü, öksürük ve hapşırık gibi ağız, burun akıntıları, hasta kişiler, hatta eşyalar ile doğrudan temasla çok kolay bir şekilde ve hızla bulaşır.

Hasta kişilerden etrafa saçılan virüs parçacıklarının, havada asılı kalabilme yeteneğinde olması, bulaşıcılığı daha da artırır. Hatta bir kişinin bir ortama girip çıkması bile, o ortamda bulunan kişileri hastalığın bulaşması açısından riskli duruma düşürür. Bu nedenle grip evde, iş yerinde, okullarda, kreşlerde, toplu taşıma araçlarında çok kolaylıkla bulaşır. Mikrobu kapmış, ancak henüz belirtileri başlamamış kişilerin de hastalığı bulaştırması mümkündür. Bulaşma yolları, oldukça basit ve bulaşması bu kadar kolay olan bu hastalığa karşı önlem almak çok zor, hatta olanaksızdır. Grip aslında tüm dünya için bir tehdit unsurudur. Dünya sağlık Örgütü (WHO), her yıl dünya nüfusunun yüzde 5 ila 15’inin grip hastalığına yakalanabildiğini bildirmektedir.

Ölüme bile sebep oluyor

Grip herkeste ateş, baş ağrısı, halsizlik, kemik ağrıları, boğaz ağrısı gibi şikayetlere ve bazen uzun süreli yatak istirahatına sebep olmaktadır. Ancak, risk grubundaki kişiler için grip, yol açacağı komplikasyonlar sonrasında ölüme dahi sebep olabilen çok daha tehlikeli bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Kesin tedavisi olmayan bir hastalık olan gripten korunmak için risk grubundaki kişilerin, her yıl aşı olmaları sağlık otoriteleri tarafından öneriliyor.

Kimler risk altında?

– 65 yaşından büyük kişiler

– 0-23 ay arası bebekler

– Şeker hastaları (diyabetli)

– Astım hastaları

– Kronik akciğer hastaları (bronşit, vb.)

– Kronik kalp ve damar sistemi hastaları (koroner arter hastaları)

– Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (kronik kan hastalığı ve kanser olanlar, immunosupratif kullananlar)

– Huzur evi, bakım evi, vb. ortamlarda yaşayanlar

İkincil risk grupları

– Birincil risk grubunda yer alanlarla yakın temasta olanlar

– 50-64 yaş arasında bireyler

– Sağlık personeli

– Birincil risk grupları ile aynı ortamda yaşayanlar

Özel bir duruma sahip risk grupları

– Gebe kadınlar (4 aylıktan itibaren)

– HIV ile enfekte kişiler

– Sık seyahat edenler

– Gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyen kişiler (iş adamı, üretimde çalışanlar, sporcu, vb.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek