Kıl dönmesi kilolu erkeklerde daha yaygın

Genelde kuyruk sokumu bölgesinde görülen ve halk arasında kıl dönmesi olarak bilinen Pilonidal Sinüs hastalığı, cilt altı yağ dokusuna giren kılların oluşturduğu enfeksiyonla meydana geliyor ve daha çok kilolu erkeklerde görülüyor.

Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. H. Murat Arıdoğan, kıl dönmesi hastalığı ile ilgili ayrıntılı bilgiler verdi…

“Kıl dönmesi hastalığı, tıp dilinde ‘Pilonidal Sinüs’ hastalığı olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizde oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Askerler arasında yapılan bir çalışmada, her bin askerden ortalama 9’unda görüldüğü saptanmıştır.

Kıl dönmesini etkileyen faktörler

‘Pilonidal’ terimi Latince ‘pilus’ ‘kıl’ ve ‘nidus’ ‘yuva’ sözcüklerinin birleştirilmeleriyle oluşturulmuştur ve “kıl yuvası” anlamına gelmektedir. Hastalık en sık kuyruk sokumu bölgesinde görülmekle birlikte; koltuk altı, göbek çukuru ve genital organlarda da nadiren ortaya çıkmaktadır.

Önceleri Pilonidal Sinüs hastalığının doğuştan var olan bir hastalık olduğu kabul edilirken; günümüzde sonradan ortaya çıktığına inanılmaktadır.

Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumu bölgesinde cilt altı yağ dokusu içine girmesi, hastalığa neden olur. Derinin içine doğru büyüyen kılların oluşturduğu kıl yuvaları ve ortaya çıkan enfeksiyon, hastalıktan sorumludur.

Bisiklete veya ata binme gibi egzersizler, uzun süre oturmak, yolculuk yapmak, dar kıyafetler ve aşırı terleme, hastalığın oluşumuna zemin hazırlayan önemli faktörlerdir.

Kıl dönmesinin belirtileri nelerdir?

Hastalık erkeklerde, 15-40 yaşları arasındaki kişilerde ve bedeninde daha çok sayıda kıl olanlarda daha sık görülür. Kilolu erkeklerde görülme şansı daha fazladır.

17-25 yaşları arasında daha sık görülmektedir. 45 yaşından sonra görülmesi çok nadirdir.

Hastalığın ilk belirtisi, genellikle kuyruk sokumu bölgesinde oluşan apseye bağlı olarak, aniden ortaya çıkan aşırı ağrı, kızarıklık ve şişlik olmaktadır. Hasta bu durumda, oturmakta ve yürümekte zorlanır.

Kıl dönmesi nasıl tedavi edilir?

Apse, lokal anestezi altında cerrahi olarak boşaltılır. Uygun doz ve süre antibiyotik kullanımı ve pansumanlarla, 2-3 haftada iyileşir. Daha sonra, hastada çukurluklar, ağrı ve akıntı şikâyetleri meydana gelir.

Tekrarlayan apse atakları görülebilir. Hastalığın tedavisinde esas amaç, ciltte görülen deliklerin ve bunlarla bağlantılı cilt altındaki kanalların ameliyatla etrafı normal doku olacak şekilde çıkartılmasıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek