Sağlık yaşamın anahtarı

Uzmanlar, önümüzdeki 50 yıl içinde obezite, kalp-damar, karaciğer, diyabet gibi birçok metabolik hastalığa kesin olarak çare bulunacağını ve yaşlanmanın geri alınacağını söylüyor.

Türkiye’nin adını dünyaya tanıtan en önemli bilim adamlarından olan Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, 20 yıldır ABD’de genetik bilimi üzerine araştırmalarını sürdüyor.

Obezite ve kalp ilacı yolda

2007’de kolesterol ve kalple ilgili sorunların çözümüne yönelik araştırmalara başladık, bu yıl sonuçlandı. 2006’da farelerde denediğimiz bir kimyasal grup vardı, metabolik problemlerde de olumlu etki gösteriyordu. Daha önce siroz gibi başka sorunlarda bu kimyasal grubu insanlarda denenmişti, olumlu sonuçları vardı. Washington Üniversitesi’nde hastalar üzerinde yaptığımız çalışmada gördük ki, bu ilaçlar hücre içinde belli bir merkezde oluşan stresi düzelterek karaciğer yağlanması, şeker ve kalp problemlerini hep birlikte çözüyor. Bu ilaçlar ıslah edilecek ve insanlarda kullanılabilecek.

Açlığı düzenleyen hormonun peşindeyiz

Yeni bulduğumuz hormonlar var. Mesela, yağ dokusundan çok nadir koşullarda salgılanan ve karaciğer metabolizmasını düzenleyen “lipokin” hormonunu bulduk. Bu hormonun düzeyi, gelecekteki diyabet riskinizi gösteriyor. Yüksek olduğunda, diyabet riski düşüyor. Yüksek salgılanması için çok az kalori almak lazım.

Hareketsiz ve aşırı kalori alınan yaşam tarzında ise bu hormonun üretimi tamamen duruyor. Biz şimdi buna bağlı olarak, açlığı düzenleyen hormon üzerine yeni araştırmalar yapıyoruz. Düşündük ki, tokluğu düzenleyen hormon varsa (ensülin) açlığı düzenleyen bir hormon da olmalı. Uzun yıllardır bu hormonun peşindeyiz.

Açlığı, beynin verdiği komutların yönlendirdiği sanılıyor. Hâlbuki tüm organlar açlık ve tokluk hissediyor. Örneğin karaciğeriniz aç olduğunu düşünüyorsa bol bol şeker üretiyor. Yemek yemişseniz karaciğer şeker üretmiyor, çünkü tok olduğunuzu biliyor. Ama diyabet ve şişmanlıkta organlar yanılgıya düşüyor, karaciğer hücreleri yağ bağladığı için sizin tok olduğunuzu anlamıyor. Yağ dokusunu azaltırsak karaciğeri bu yanılgıdan kurtarabiliriz. Çözmeye çalıştığımız konulardan biri bu.

Kaloriyi yüzde 40 azaltırsanız…

Almanız gereken kalorinin yüzde 40 altına inerseniz, açlık sınırı ile yaşanabilirlik sınırının arasında kalırsınız. Yüzde 40’ın altına inmek için, alınan gıdaların içeriğini çok değiştirmek gerekiyor. Vücut buna adapte olurken zorlanıyor. Cinsel ve zihinsel fonksiyonlar etkileniyor. Bu durum bir yaşam tarzı olamaz. Öte yandan, yaşam boyunca her gün almanız gereken kalori miktarını yüzde 40 azaltırsanız yaşam süresi yüzde 15-20 arasında uzuyor. Kalori kısıtlamasıyla birlikte bazı biyokimyasal değişimler meydana geliyor. Bu süreçleri taklit edecek kimyasalları bir hapın içine koyabiliriz. Bunun olacağına kesin gözüyle bakıyorum.

Karaciğer neden bozuluyor?

Karaciğer üzerinde çalışma yapıp oradaki tüm protein ve yağların kimliğini ortaya çıkardık. Önemli şeyler gördük. Vücuda yüksek kalori girdiğinde bu organda stres ortaya çıkıyor. Bunun nedeni tam olarak bilinmiyordu. Hâkim olan görüş şuydu: Vücuda çok miktarda gıda girdiğinde karaciğer bol bol protein sentezliyor, kapasitesinin üzerinde çalışıp hatalı üretim yapıyor ve sistem çöküyor. Ama çalışmalarımız sonrasında gördük ki, bu doğru değil. Vücuda yüksek kalori girdiğinde karaciğer çok protein üretmek yerine kendini kapatıyor ve protein üretecek sistemlerini yağ üretmeye programlıyor. O yağ molekülleri de hücre cidarına yerleşiyor ve yapıyı bozarak problem çıkarıyor

20 yıl içinde yaşlanma yavaşlayacak

50 yıl içinde metabolizma tam olarak çözümlenecek. Sadece şişmanlığın değil birçok metabolik hastalığın çaresi bulunmuş olacak. En önemlisi, yaşlanmayla birlikte gelen pek çok sorun geri döndürülecek. Kalp damar hastalıkları, Alzheimer, şeker, yüksek kolesterole çözüm bulunacak. Ben şişmanlığı, yaşlanmanın hızlandırılmış şekli olarak görüyorum. Bunu çözünce diğerleri de beraberinde gelecek. En önemli hayal bu: Diyabet, kalp, şişmanlık sorunu tek tek değil ortak çözülecek. Yaşlanma geri çekilecek, 20 yıl içinde bu konuda çok etkin gelişmeler yaşanacak. Tip 1 diyabet hastaları ilaç kullanmayacak çünkü hücrelerin ölümü engellenecek. Genetik yapımız yaşlanıyor ama buna müdahale edilecek, organların yenilenmesi ve tamiri mümkün hale gelecek.

“Annem 82 yaşında benden iyi durumda”

Babaannenizin beslenme yöntemi en sağlıklı olandır. Çünkü nesilden nesile geçen beslenme alışkanlıkları test edilmiştir. Onlar doğal gıdalar tüketiyor ve bol hareket ediyorlar. Son yıllarda, nasıl beslenmemiz gerektiğine dair yazılmış on binlerce makale, babaannelerimizden öğrendiklerimizden daha doğru bilgi vermiyor bize. Mesela annem 82 yaşında ve biyokimyasal verileri benimkinden iyi. O, kendi annesinden öğrendiği gibi besleniyor.

Ünlü doktor nasıl yaşıyor?

– Her şeyi kararında yiyorum, abartmıyorum. Suyu bile gereğinden çok içerseniz zararını görebilirsiniz.
– Eşim de doktor. 10 ve 15 yaşlarında 2 çocuğumuz var. Çalışmalarım dışında sadece onlara zaman ayırabiliyorum.
– Bağlama çalıyorum, masa tenisi oynuyorum, mutlaka spor yapıyorum.
– Günde sadece 5 saat uyuyorum, her sabah 6’da uyanıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek