Veremle mücadelede bulaşma yollarını bilmek önemli

Uzmanlar, halk arasında verem olarak da bilinen tüberküloz hastalığından korunmanın en etkili yolunun bu tehlikeli hastalığın nasıl bulaştığını bilmekten geçtiğini belirtiyor ve vatandaşları tüberküloz hakkında bilinçli olma konusunda uyarıyor.

Tüberküloz nasıl bulaşır?

Halk arasında verem olarak bilinen tüberkülozla savaşta, hastalığın bulaşma özelliklerinin iyi bilinmesi önem taşıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bildirdiğine göre, her yıl 8 milyon insan tüberküloza yakalanmakta ve bunların 3 milyonu bu yüzden yaşamını yitirmektedir.

“Tüberküloz, ülkemizin ve dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biridir” diyen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’nın verdiği bilgileri göre; tüberküloz, insanlara kızamık ve suçiçeği virüsleri gibi solunum yoluyla bulaşıyor.

Küçük damlacıklar

Hasta kişi konuşurken, öksürürken, hapşırırken havaya küçük damlacıklar saçılır. Bunların çapları 5 mikrondan büyük olanları çok uzağa gidemeden etraftaki yüzeylere çökerler ve artık bir daha da tekrar havaya karışamazlar, yani bulaşıcılık bakımından önemli değillerdir.

Bazı damlacıklar insanlar tarafından solunum yoluyla alınabilirlerse de, bunlar büyüklüklerinden dolayı ancak üst solunum yollarına yerleşebilirler. Üst solunum yolları ise tüberküloz mikroplarına karşı çok dirençlidir.

Bulaşıcı çekirdekler

Bulaşıcılık bakımından asıl önemli olan, damlacıkların parçalanmasıyla oluşan ve 1-5 mikron çaplarında olan damlacık çekirdekleridir. Bir damlacık çekirdeğinde bir veya daha fazla sayıda tüberküloz mikrobu bulunur. Damlacık çekirdekleri bulaşma açısından çok önemlidirler, çünkü havada uzun süre çökmeden kalabilirler ve hava akımı ile bina içine dağılabilirler.

Tüberküloz eşyalardan bulaşmaz

Sanıldığının aksine, tüberküloz mikrobu, çatal, kaşık, tabak, bardak gibi aynı yemek takımlarının ya da havlu, kalem, gözlük, çakmak gibi eşyaların kullanılmasıyla bulaşmaz. En çok bulaştırma özelliği olanlar, akciğerlerinde yara bulunanlar ile gırtlak tüberkülozu olanlardır. Balgamlarında mikrop olmayan hastaların bulaştırıcılıkları azdır.

Yakın temas önemli

Tüberküloz mikrobunun bulaşması için, hasta ile yakın ve uzun süreli temasın olması gerekir. Hasta kişi ile aynı evi ya da iş yerini paylaşanlarda bulaşma riski de yüksektir. Tüberküloz saptanan bir kişi ile aynı evi ya da iş yerini paylaşan kişiler, hem erken dönemde ve hem de 2 ay ve 6 ay sonra tüberküloz bakımından kontrol edilmelidir.

Tüberkülozlu hasta ile bir kez el sıkışmak, yanak yanağa öpüşmek pratik olarak bulaşmaya neden olmaz. Aynı şekilde, hastaların açık havada bulaştırıcı olmaları da kolay değildir. Ancak, tüberküloz mikrobunun, uçak, bar gibi kapalı ve oldukça kalabalık ortamlarda da bulaşabileceği bildirilmiştir. Tüberküloz mikrobu, güneş ışığına duyarlıdır. Eskilerin söyledikleri ‘Güneş giren eve doktor girmez’ sözü buna dayanır.

Öksürük ve hapşırığa dikkat!

Tüberküloz, esas olarak, hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ve hatta konuşması sırasında havaya karışan bu damlacık çekirdekleri içinde bulunan mikropların solunmasıyla bulaşır.

Konuşma sırasında 200, öksürme ile 3.500 ve hapşırma sırasında da sayıları 1 milyona kadar ulaşabilen damlacıklar oluşur. Bu nedenle, hasta kişilerin öksürme, hapşırma ve hatta konuşma sırasında ağızlarını bir mendille kapatmaları bulaşmanın önlenebilmesi için çok yararlıdır.

Tedavi görmeyen aktif tüberkülozlu bir hastanın, yılda 10-15 kişiye mikrop bulaştırabileceği tahmin edilmektedir. Buna karşılık, etrafa mikrop saçmakta olan aktif tüberkülozlu bir hasta tedaviye başlandıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcı olma özelliğini kaybeder. Bu nedenle, tüberkülozun erken tanısı ve tedavide gecikilmemesi çok önemlidir.

Tüberküloza yakalanma yaşı

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. A. Öner Balbay ve Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Vedat Işıkhan’ın koordinatörlüğünde, “Ülkemizde Tüberküloz Hastalarının Genel Özellikleri” araştırması yapıldı.

Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Dairesi Başkanlığı’nın katkılarıyla yapılan araştırmaya, Sağlık Bakanlığı’na bağlı 23 hastanede verem tedavisi gören 733 hasta katıldı.

Yapılan araştırmada, yoksulların, işsizlerin, kötü çevre koşullarında, gecekondularda yaşayanların, evsizlerin, kalabalık aile ortamında yaşayanların, yeterli ve dengeli beslenemeyen nüfus gruplarının verem hastalığına her an yakalanma riski bulunduğu” belirtiliyor.

Dünyanın 3’te 1’i verem

Araştırmada, en küçüğü 13, en büyüğü 84 yaşında olan hastaların, yüzde 80’ini, 13-50 yaş arasındakiler oluşturdu.

Araştırmaya katılanların yüzde 35’inin 30 yaş altında, yüzde 24’ünün 31-40 yaş, yüzde 21’inin 41-50 yaş, yüzde 20’sinin ise 51 yaş ve üzerinde olduğu belirlendi. Bu sonucun, Dünya Sağlık Örgütü’nün “verem hastalarının yüzde 70’inin 15-54 yaş arasında olduğu” sonucuyla paralel olduğu belirtildi.

Ayrıca araştırma; sosyoekonomik düzey, beslenme durumu, hastalığın algılanış şekli, sağlık olanaklarına ulaşabilme, davranış şekilleri gibi faktörlerin hastalığın sıklığını etkilediğini gösterdi.

Dünya nüfusunun 3’te 1’i verem mikrobunu taşıyor ve dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon kişi ölüyor, 8 milyon kişi de hastalanıyor. Uzmanlar, ivedilikle bu nüfus gruplarının sosyo-ekonomik durumunu iyileştirici politikaların hayata geçirilmesi gerektiği belirtiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

Diyet

Anne - Bebek