Toplumumuzun %15′i, yani yaklaşık her evli 7 çiftin 1 tanesinin kendi çabaları ile çocuğu olamamaktadır. İnfertilite dediğimiz bu olay günümüzde çevresel faktörlerin de etkisiyle giderek artmaktadır. Bir kadın, 6 ay içinde kendi çabaları ile hamile kalamazsa, bu çiftin doktora başvurmalarını uygun görüyoruz.
İlk muayeneye genellikle erkekten başlanır. Sebeplerin yaklaşık %40′ı erkeklerde görülmektedir.
Kadınlara gelince; bilindiği gibi her kadın her ay yumurtalığından bir adet yumurta üretir. Bu yumurta yumurtalık kanalına düşer ve o kanalda spermle buluşur. Döllenirse de döllenen embriyo rahme düşüp, yapışarak gebeliği sağlar. Dolayısı ile kadınların gebe kalabilmeleri için ayda bir yumurta üretmeleri, yumurtalık kanallarının, rahmin normal olması yeterlidir.
Önce kadının yumurtlaması ile ilgili bir takım hormonal testler ve ultrason takibi yapılır. Günümüzde ilaç veya iğneler yardımıyla yumurtlamayan kadınların hemen hemen %90′ında yumurtlama başarılabilmektedir.
Yumurtalık kanalının incelenmesi rahim röntgeni denilen bir yöntemle (HSG) yapılmaktadır. Değişik iltihabi olaylarda tıkalı olabilen yumurtalık kanalları ameliyat ile açılabilir veya açılamayacak kadar kötü durumda olanlara da tüp bebek uygulanabilir.
Yapılan incelemelerden sonra günümüzde artık geçerliliğini yitirmiş olan testlerden bahsedelim. Bunlardan bir tanesi, kadın vücudunun sperm öldürücü bir takım maddeler salgılaması diye adlandırabileceğimiz sperm antikoru üretme olayıdır. Geçmişte çok önem verdiğimiz ve değişik testler yaptığımız bu olay günümüzde eski önemini yitirmiştir. Bu tarz testler artık yapılmamaktadır.
Laparoskopi dediğimiz göbek deliğinden içeri küçük bir boru ile girip, kadının iç organlarının incelenmesi ise, artık muayene bulguları normal olan, yumurtalıklarında kist bulunmayan kadınlara yapılmaktadır. Laparoskopi geçmişe göre önemini oldukça yitirmiştir.
Bütün bunların içinde bir de büyük bir grup vardır ki, bu grupta sebep bulunamamaktadır. Geçmişte, ‘bekle çocuğun olur’, ’stresten dolayı olmuyor’, ‘psikolojik olarak olmuyor’ gibi sözle tedavi yöntemleri önerilen bu grubun da artık günümüzde aşılama gibi özel yöntemler, gerekirse mikroenjeksiyon - tüp bebek yöntemleri ile çocuğu olabilmektedir.
Prof. Dr. Teksen Çamlıbel
BENZER YAZILAR
- Sağlıklı saçların sırrı
- Obezitenin önüne geçmek için pratik öneriler
- Çocuğunuzu, yeteneklerini öğrenmek için sıkmayın
- Işıl ışıl cildin sırları
- Kahvaltı güne zinde başlamanın anahtarı
- Aknesiz, pürüzsüz bir cilt için öneriler
- Sivilceler kabusunuz olmasın
- Botoksa iğnesiz rakip: Botu-Like
- Zevk, parayla satın alınmaz!
- Küresel ısınmayla deri kanseri riski arttı
- Bebeklerde delik kalbin kendiliğinden kapanmasını beklemeyin
- Oruç tutanlara ‘hafif’ öneriler
- Unutkanlık Alzheimer belirtisi olabilir
- Şekilden şekile giren vücutlar
- Saçlarınız kusursuz görünsün
- Makyajsız da güzel olabilirsiniz
- Bilinçli beslenme ile ramazanda ‘detoks’ yapın
- Kepek, başka hastalıkların göstergesi olabilir
- Akupunktur bebek şansını artırıyor
- Verem hastalığı yoksullukla birlikte artıyor
